Hormonlar gülümsemeyi bozabilir

Cinsiyet hormonu seviyesindeki bu dalgalanmalar, ağız ve diş sağlığını etkilemektedir.

Kadınlar, yaşamlarının belirli dönemlerinde (ergenlik, menstürasyon, gebelik ve menopoz) değişken hormon seviyesine sahip olurlar. Cinsiyet hormonu seviyesindeki bu dalgalanmalar, ağız ve diş sağlığını etkilemektedir. Protez ve İmplantoloji Uzmanı Dr. Dt. İlker Arslan kadınlarda ağız ve diş sağlığını etkileyen faktörler ile ilgili bilgiler verdi.

ERGENLİK

Özellikle mensturasyon dönemlerinde, dişeti hassaslaşmaktadır. Buna bağlı olarak diş eti kızarıklığı ve dişeti kanaması görülebilmektedir. Yine bu dönemde ağız içerisinde uçuk, aft gibi herpes tipi viral lezyonlara ve ülserasyonlara sıklıkla rastlanılmaktadır.

GEBELİK

Meyan kökü binbir derde deva

Türkiye'nin Güneydoğusu'nda ve İç Anadolu'da doğal olarak bolca yetişen şifalı bitkilerin en şifalısı bir bitki var: Meyan Kökü. Şifa olarak kökleri kullanılan, meyan hakkında Doğal Ürün Uzmanı Volkan Kurt'tan bilgi aldık.

Meyan kökünün, genç ve yaşlı,hem kadın hem erkek, sağlıklı ya da hasta herkes için çok şifalı bitki olduğunu söyleyen Kurt, içeriğinde bir çok yararlı mineral ve madde bulunduğunu belirtiyor. Kurt, ürettikleri meyan kökü ektresinin antik dönemlerden bu yana şifa dağıtan bir bitki olduğunu söylüyor. "ABD'nin Güney Carolina üniversitesi, meyan kökünün alzheimer veya parkinson gibi beyin hastalıklarında beyin hücreleri ölümlerinin önlenmesinde işe yaradığını tespit etti. Aynı zamanda mide ülserlerini tedavi eden ve mide asidini ortadan kaldıran ilaçlarla eş. Mide ve 12 parmak bağırsağı ülseri ve gastrit tedavisinde yardımcı bir bitki.. İltihap giderici, bakteri öldürücüdür" diyor.

Şeker hastaları dikkat!

Ağız ve diş sağlığında en büyük özeni isteyen durumların başında şeker hastalığı geliyor. Şeker hastalığında, diş kayıpları ve ağız içi problemleri sıklıkla görülür ve bu durumun tedavisi de oldukça zorlu bir süreçtir.

Uzmanlar, şeker hastalığının ağız diş sağlığıyla olan ilişkisi, diş kayıpları, tedavi süreci, önlemler ve öneriler konusunda hastaları bilinçli olmaları için uyarıyor. Tanfer Diş Kliniği’nden Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Nihat Tanfer; ‘Şeker hastalarının enfeksiyon eğiliminin oldukça yüksek olduğu, buna paralel doku yıkımı sürecinin daha hızlı işlediği ve iyileşme döneminin de daha geç olduğu, bu nedenle şeker hastalarında diş tedavilerinin oldukça büyük önem taşıdığını belirtiyor.’

Dövme yaptırmanın tehlikeleri korkutuyor

Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, dövmenin HIV başta olmak üzere birçok ciddi sağlık riskini beraberinde getirdiğini, sağlık açısından dövmeyi önermediklerini belirtti.

Prof. Dr. Öztürkcan, yaptığı açıklamada, son yıllarda özellikle gençler arasında yaygınlaşan dövmenin bazı sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi.
Özellikle kalıcı dövmede kullanılan iğnelerin risk taşıdığını anlatan Öztürkcan şöyle konuştu:

Sırt çantasını nasıl taşıdığına dikkat!

Sırt çantaları yükün vücudun güçlü kasları üzerinde dağıtılması için tasarlanmıştır; ancak ailelerin aralıklarla çocuklarının boynunda ve sırtında ağrı olup olmadığını sormaları gerekir. Ağrının yanı sıra; elde uyuşma, karıncalanma varsa gözardı etmeyip, kesinlikle uzmana danışmalıdırlar. Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. Rıza Nejat, okul döneminde sırt çantası kullanımı nedeni ile sık görülen ağrılar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Karnında 7,5 kilo kist varmış

Osmaniye'de karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran kadının karnından 7,5 kilo ağırlığında kist çıkarıldı.

Özel Osmaniye Farabi Hastanesi Başhekimi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Turgay Akgül, karın ağrısı ve şişlik şikayetiyle kendilerine başvuran Songül Akkurt'un (33) tetkiklerinde, karnında kist tespit edildiğini söyledi.

Yaklaşık 1 yıldır rahatsız olan Akkurt'un karnından operasyonla 7,5 kilo ağırlığında kitle çıkardıklarını belirten Akgül, “Akkurt'un ameliyatı başarılı oldu ve sağlık durumu iyiye gidiyor” dedi.

10 saniyede bir hasta hayatını kaybediyor

Dünyada her 10 saniyede 1-2 kişiye yaşamı tehdit eden ve uzuv kaybına yol açabilen diyabet (şeker hastalığı) tanısı konuluyor. Dünyada her 10 saniyede bir kişi diyabet ya da diyabete bağlı komplikasyonlar sonucu yaşamını yitiriyor.

Bilim insanları, diyabetin görülme sıklığının giderek arttığına işaret ederek, aşırı kilodan kaçınılması, fiziksel aktiviteye önem verilmesi ve düzenli sağlık kontrolü yaptırılması konusunda uyarıyor. Çünkü, 2010'da dünya nüfusunun yüzde 6.6'sında görülen diyabetli hasta sayısının, 2030 yılında kadar 438 milyona ulaşmasından endişe ediliyor.

Kalp hastalığı belirtisi olabilir!

Göz kapaklarındaki sarı çizgilerin kalp krizi ya da başka hastalıkların göstergesi olabileceği açıklandı.

Danimarkalı uzmanlar, “ksantelazma” (göz kapağı derisindeki kabarıklık ya da sarı renkli lekeler) hastalarının kalp krizi geçirme riskinin normal insanlara göre yüzde 48 daha fazla olduğunu ortaya koydu.

Tıp dergisi BMJ'nin internet sitesinde yayımlanan araştırmada, çoğunlukla kolesterol probleminden kaynaklanan ksantelazmanın, vücudun çeşitli bölgelerindeki yağlanma artışına işaret edebileceği belirtildi.

Sağlık çalışanlarından protesto

Sağlık çalışanları, 26 Ağustos 2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenlemeyi protesto etti.

Sağlık Bakanlığı önünde toplanan Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve bazı sivil toplum örgütlerinin üyeleri ıslık çalarak sloganlar attı.

Burada konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, TTB olarak hem kendine, hem mesleğine, hem de halkın sağlığına sahip çıkmak amacıyla çaba sarf ettiklerini belirtti.

Çocuk okula gitmek istemiyorsa ne yapmalı?

Bazı çocuklar için bu başlangıç psikolojik olarak çok sancılı geçebiliyor. İlkokul birinci sınıfa başlayan çocukların okul fobisini yenmeleri ve okulda daha başarılı olmaları için neler yapmaları gerektiğini International Hospital’dan Psikolog Ferahim Yeşilyurt açıkladı.

ÇOCUK OKULA GİTMEK İSTEMİYORSA AİLE NELER YAPMALI?

Özellikle ilkokula yeni başlayan bir çocuk ise bu durum son derece normaldir. Çünkü çocuk yeni bir ortama başlama ile ilgili birçok kaygı yaşayacaktır. Öğretmenine kendisini gösterebilecek mi, arkadaşları onunla oyun oynayacaklar mı, annesi okul çıkışı kendisini almaya gelecek mi gibi sorular çocuğun zihninden geçebilir. Aileler bu süreçte sabırlı davranmalılar. Her uyum sürecinde olduğu gibi okula başlama sorunu da belirli bir süreçte aşılabilir.

ÖNERİLER:

- Okul öncesi okul ortamı ve öğretmen ilişkileri ile ilgili kendi yaşantılarınızdan örnekler verin. Başlangıçta sizin de yaşadığınız kaygıları onunla paylaşın.

Grip aşısı olmanın tam zamanı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tevfik Özlü, grip aşısının uygulanan kişilerin immünolojik direncine göre koruyuculuk oranının yüzde 80'lere kadar çıktığını belirtti.

Prof. Dr. Özlü, yaptığı açıklamada, gribin genellikle kuşlar, atlar ve domuzlarda görüldüğünü, bu hayvanların hastalığı insanlara bulaştırabildiğini ifade etti.

Gribin çok kolay bulaştığını ve hızlı yayıldığını ifade eden Özlü, “Özellikle okullar, yurtlar, kışlalar, kahvehaneler, huzurevleri gibi kalabalık ve topluca yaşanan ortamlar hastalığın yayılmasında önemli rol oynar” dedi.

Salgınlardan korunmanın toplu bulunan yerlerde yaşayanlar için çok zor olduğunu vurgulayan Özlü, şunları söyledi:

Tüberküloz'dan binlerce kişi ölebilir!

Dünya Sağlık Örgütünden yapılan açıklamada, Avrupa'da ilaca dirençli tüberküloz vakalarında yaşanan artışın endişe verici boyutlara ulaştığı ve gerekli önlemler alınmazsa hastalığın binlerce ölüme yol açabileceği kaydedildi.

Yetkililer, eski bir hastalık olarak nitelendirilen tüberkülozun aslında hiç ortadan kaybolmadığını belirtirken, son dönemde bildirilen vakaların sayısında korkutucu bir artışın yaşandığını kaydetti.

“Mycobacterium tuberculosis” bakterisiyle bulaşan ve genellikle akciğerleri etkileyen bir hastalık olan tüberküloz, dünya çapında her yıl yaklaşık 1,7 milyon kişinin ölümüne neden oluyor.

Hastaların antibiyotik tedavisine cevap vermediği “çoklu ilaca dirençli” tüberküloz vakalarının hızla arttığını belirten uzmanlar, söz konusu vakaların en sık yaşandığı 27 ülkeden 15'inin, Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa bölgesinde yer aldığını belirtiyor.

Kadınlar için iyi haber

İçerdiği omega-3 ile beyni besleyen ve birçok faydası bulunan cevizin kadınlar için de bir faydası ortaya çıktı.

Batı Virginia'daki Marshall Üniversitesi'nden araştırmacılar günde iki avuç ceviz yemenin kadınlarda göğüs kanseri riskini yarı yarıya azalttığını ve var olan tümörlerin de aynı ölçüde büyüme hızını azalttığını ortaya koydu.

Araştırmacılar sonuçlara öncelikle fareler üzerinde yaptıkları deneylerde ulaştı.

Araştırma ekibinden Elaine Hardman kanserin genetik olarak fareler üzerinde çok daha hızlı yayıldığını ve bu yüzden bu araştırma sonucunun önemli olduğunu belirtti.

Ceviz, badem, fındık, antep fıstığı gibi yemişler içerdikleri protein, lif, vitaminler ve mineraller ile çok önemli antioksidanlar olarak değerlendiriliyor. Ayrıca bu besinler hücreleri de ciddi anlamda zararlardan koruyor.

Ayakkabılar Tırnak Yapısını Bozabiliyor

Tüm gün ayakkabı içinde kalan ayaklarımıza ne kadar bakıyoruz? Kapalı ayakkabıların içinde yürürken ayak tırnaklarımızda, çeşitli renk ve şekil bozuklukları oluşabilir. İşte size, Dermatolog Buket Pençe’den ayaklarımızda oluşabilecek problemler…

1- Tırnağın altında kanama olması ve tırnağın renginin morarması

2- Tırnağın kırılması

3- Tırnağın yatağından ayrılması

4- Havasız, kapalı kaldığı için renginin koyulaşması, sararması

5- Tırnakların kat kat ayrılması

6- Tırnak uçlarının aşağı doğru uzaması

7- Çok terleyen kişilerde tırnakların yumuşaması

8- Tırnak batması… Bu sorun tırnak kesimi veya pedikürün yanlış yapılmasından da kaynaklanabilir, deride enfeksiyona ve bu nedenle de şiddetli ağrıya yol açabilir.

Diğer Nedenler

Genetik olarak tüm deriyi ilgilendiren ailesel bazı hastalıkların ayak tırnaklarını bozması dışında sedef, ekzema gibi bazı deri hastalıkları da tırnakları tutar ve yüksük tırnak gibi bazı değişiklikler oluşturur.

Çabuk yorulanlar dikkat!

Kanadalı bilimadamları, yerlerinden hiç kıpırdamayan bazı insanların bu kadar tembel oluşlarının aslında onların değil, genlerinin suçu olabileceğini ortaya koydu.

İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, McMaster Üniversitesinde görev yapan bilimadamları, fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, bu hayvanların bazılarının kaslarında, özellikle egzersiz yaparken harekete geçen AmpK enzimini üretmeye yarayan iki genin eksik olduğunu gözlemledi.

Normal farelerle bu hayvanları karşılaştıran araştırmacılar, AmpK genlerinden yoksun olan grubun kaslarındaki mitokondri sayısının daha az olduğunu ve glikozu enerjiye dönüştürmekte çok zorlandıklarını tespit etti.

Araştırma ekibinin başındaki Gregory Steinberg, farelerin koşmayı sevdiğini vurgulayarak, "Normal hayvanlar bunu kilometrecelerce yapabilirse, bu genlerden yoksun olanları ise sadece kısa bir mesafe koşabilir" dedi.

İçeriği paylaş