Obezite, insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor!

ABD’de yaşayan 5 bin 36 kişinin onlarca yıl iki yılda bir incelendiği araştırmada, obez olarak geçirilen her iki yılda ölüm riski yüzde 7 artarken, 15-25 yaşları arasında obez kişilerin ölüm riskinin hiç obez olmayanlarla karşılaştırıldığında iki kat fazla olduğu belirlendi.

Uluslararası Epidemoloji Dergisine konuşan araştırmacılar, obez olarak geçirilen yılları belirlemek için yeni bir ölçüme ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, obezitenin sağlığa verdiği zararın küçümsenebileceğini çünkü durumun yeterli bir biçimde ölçülemediğini belirtti.

BBC’nin yansıttığı araştırmada, son çalışmaların obez olarak yaşanan her 10 yılda ölüm riskinin iki kat arttığını gösterdiği belirtilerek, bu araştırmanın yaş gibi diğer faktörlere de bağlı olarak obez geçen sürenin ölüm riskini doğrudan etkilediğini gösterdiği ifade edildi.

“BUGÜNÜN ÇOCUKLARI DAHA KISA YAŞAYABİLİR”

Benlerinizi takip edin

Denizli Devlet Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Bilen, vücutta doğuştan var olan bazı benlerin kanserleşme riskinin daha fazla olduğunu söyledi.

Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Bilen, cilt kanserinin en sık görülen tiplerinden biri olan ’Malign melanomun’ genellikle benlerden oluşan bir hastalık olduğunu kaydetti. Çok çeşitli görünümleri olan benlerin zaman içinde değişmesinin insanları endişelendirdiğini belirten Dr. Bilen, "Kanserleşme olasılığı nedeniyle benlerin takibi önemlidir. Her türlü travma, bendeki hücreleri yorar ve kanserleşme eğilimini artırır. Doğuştan var olan bazı benlerin kanserleşme riski normalden biraz daha fazladır. Kanserleşmede en önemli uyarıcı güneş, küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesidir. Bunlar da güneşin zararlı etkilerini artırmıştır. Güneş ışınları en yoğun çocukluk çağında alınır. O nedenle, ebeveynlerin 6 aylıktan itibaren çocuklarına güneş kremi kullanmaları ve çocuklarının güneşte kalma süreleri ile şekillerini kontrol etmeleri önemlidir" dedi.

Bakan Akdağ'a ödül

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye'de bebek ölüm oranlarının düşürülmesinde elde edilen başarıya dikkati çekerek, “Türkiye'de eğitim ve farkındalık açısından annelerin rolü ne kadar önemliyse, kayınvalidelerin rolü de bir o kadar önemli. Çünkü bir çok yerde hala kadın kendi başına karar verme hakkına sahip değil. Dolayısıyla olaya bütüncül açıdan bakmak lazım” dedi.

Düşük riskini artırıyor

Kadınlarda hamileliğin ilk dönemlerinde kullanılan gündelik ağrı kesicilerin düşük riskini artırdığı belirlendi.

Canadian Medical Association Journal tarafından yayımlanan araştırma, hamileliğin ilk aylarında etken maddesi "ibuprofen" ve "naproksen" olan ağrı kesicileri kullanan kadınlarda düşük yapma riskinin, kullanmayanlara oranla iki kattan fazla olduğunu ortaya koydu.

Kanada'nın Quebec eyaletinde yaşayan 52 binden fazla hamile kadın arasında yapılan araştırmada, hamile kaldıktan sonra steroid olmayan anti enflamatuvar ilaç (NSAID) kullanan kadınlarda düşük yapma riskinin yükseldiği belirlendi.

ASPİRİN MASUM ÇIKTI

İçeriğinde "ibuprofen", "naproksen" ya da kemik ve eklem iltihabı tedavisinde kullanılan "celecoxib" bulunan Aspirin dışındaki steroid olmayan anti enflamatuvar ilaçları inceleyen araştırmacılar, söz konusu ilaçların hamilelik sırasında kullanımının düşük yapma riskini 2,4 kat artırdığını belirledi.

Kısırlık tedavisinde kök hücre umudu

Kocaeli Üniversitesi Kök Hücre ve Gen Tedavileri Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kök Hücre Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Karaöz, kök hücrelerin yüksek çoğalım potansiyeline sahip olduğunu belirterek, “Bu yüzden birçok rahatsılığa karşı ciddi bir çözüm oluşturmaktadır. Kısırlık bunlardan biridir. Yapılan deneylerin kısırlığa karşı bir umut oluşturduğuna şahit olduk” dedi.

Karaöz, 28 Eylül ile 2 Ekim tarihleri arasında Sapanca'da yapılacak olan “1. Kök Hücre Araştırmaları Kongresi” öncesi The Ritz Carlton Oteli'nde düzenlenen basın toplantısında, günümüzde, modern tıbbın güncel yöntemlerle kesin olarak tedavi edemediği bazı hastalıkların bulunduğunu bildirerek, bu tür hastalıkların kesin tedavilerinin sağlanması ve hasar gören hücre-doku veya organların biyolojik işlevlerini yerine koymanın ya da tamir etmenin mümkün olabileceğini söyledi.

İstiridye mantarı kolesterolü düşürüyor!

Almanya'nın Hannover kentindeki Leibniz Üniversitesi bilim adamlarının, Prof. Dr. Andreas Hahn ve Dr. Inga Schneider başkanlığında yaptığı araştırma, istiridye mantarının kandaki yağ değerleri üzerinde olumlu etkisi olduğunu gösterdi.

Üniversite tarafından yapılan açıklamaya göre bilim adamları, kolesterolü yüksek üniversiteli gençler üzerinde yaptıkları araştırmada, bir gruba üç hafta boyunca her gün istiridye mantarı çorbası verdi.
Yapılan ölçümlerde, düzenli olarak mantar çorbası içenlerin trigliserit değerlerinde önemli ölçüde düşüş gözlemlendi. Ayrıca bu gruptakilerin, kötü kolesterol olarak da bilinen LDL değerlerinin ve genel kolesterol değerinin azaldığı tespit edildi.

Bilim adamları, düzenli olarak istiridye mantarı tüketiminin kalp damar hastalıklarına karşı korunmada etkili olabileceğini belirtti.

İçeriği paylaş